8 C
Bursa
Perşembe, Ekim 22, 2020

İYİ PARTİ MİLLETVEKİLİ EROZAN, ”TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA SINIFTA ÇAKTI”

Okumalısın...

ÜKİAD Başkanı Mustafa Salkım “Yarı zamanlı çalışma modeli kadınları mutlu ediyor”

AYIN SOHBETİÜlke Kadınlarını İstihdamını Arttırma Derneği (ÜKİAD) Başkanı Mustafa Salkım başlattığı sosyal proje...

Bursa’da paylaşımlı bisiklet dönemi

Kent içi hareketliliğin artırılması ve çevreci ulaşım araçlarının teşvik edilmesi amacıyla Bursa’nın 7 farklı bölgesinde oluşturulan paylaşımlı...

Nil Karataş coştukça coşturdu. (video haber)

Nil Karataş Bursa’da adeta rüzgâr gibi esti. AZAD Grup Çırağan Bademli tesislerinde sahneye çıkan şarkıcı hareketli eserlerle...

HABER MUDANYA/ÖZEL HABER

İYİ Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı ve Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan, Mudanya İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinliğe katılarak partililerle bir araya geldi. Haber Mudanya’nın sorularını yanıtlayan Erozan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.  

İYİ Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı ve Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Nuran Piliçer, ise “Kısa bir zaman önce göreve getirilmemize rağmen, uyguladığımız saha politikaları ile Mudanyalıların yüzünü güldüren parti olduk. Hemşehrilerimiz bizimle birlikte artık yarınlara daha umutla bakıyor.”dedi.

Haber Mudanya Gazetesi İmtiyaz Sahibi Erdoğan Paçin’in sorularını yanıtlayan Erozan şu açıklamalarda bulundu:

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA KARNESİNİ YORUMLAR MISINIZ?

İkmale bile kalmadı, sınıfta çaktı, yani biz her yerde bunu söylüyoruz, iktidarın dış politika sicili karnede değil sicili diyorum geriye doğru 10-15 sene geriye götürmek lazım bunu, maalesef gelecek açısından da bir ümit vaat etmiyor ve fiyaskodur. Niçin fiyaskodur bunu da izah etmeye çalışayım, Türkiye maalesef silahlı kuvvetlerini kullanarak çözümler üretmeye çalışıyor. Halbuki silahlı kuvvetler ancak ne zaman gündeme gelir biliyor musunuz? Diplomasiniz fiyasko ile sonuçlandığı zaman. Yani öyle bir haldeki Dış İşleri Bakanlığı ve onların müzakere yeteneği çözüm üretemiyor ve ne yapalım bari TSK gitsin bu işi çözsün diyorlar. Şimdi şöyle bir garip durum var, bu ülke bir tek alanda dış politikada başarılı oldu, değerli yalnızlık. Veyahut yeni bir tabir kullanmaya başladılar kıymetli izolasyon diye.  Yani kendileri dahi, hiçbir dostumuzun kalmadığı, komşumuzun kalmadığı bir başarı öyküsüne çeviriyorlar onunda adını değerli yalnızlık koyuyorlar. Bu bir iflastır dış politika açısından.

SURİYE İLE ARAMIZ ÇOK İYİYDİ HATTA ESAD İLE TATİLE DAHİ ÇIKILDI VE ARAMIZ BOZULDU. BİRÇOK ÜLKE İLE ARALARINDA RUSYA’DA VAR SIKINTILAR YAŞANDI VE HATA YAPILDI DENİLDİ. 83 MİLYONUN KADERİNİ BELİRLEYEN BİR LİDERİN OLDUĞU ÜLKEMİZDE BUNLAR NASIL HATA OLABİLİYOR?

Bunlar hata değil, maalesef hata değil. Yani biz baktığımızda bu olaylara ya bu yapılır mı? Bu nasıl saçmalık, bunu kim aklına getirdi de bunun başına söyledi de kalkıp söylüyor öbürü öyle bilmem ne yapıyor? Bunları biz acaba cidden bunlar dağıtmış vaziyette ve hatalar zinciri içerisinde diye düşünürken öyle bir noktaya geldi ki bunların hata olmadığı kanaati gelişti bizde. Yani bunlar bilinçli kararlar.  Bu tercihleri iktidar yapıyor. Ama bunu milli değerler milli çıkarlar temelinde yapmadığı pekişti. Bu kadar bir hata zincirini bir insanın yapması mümkün değil. Demek ki bunlar hata değil, mecburiyetlerden kaynaklanan belirli tercihler yaptı ve bunun bedelini o ödemiyor halk ödüyor.

2012 YILINDA 59 DOKTOR, YURT DIŞINA ÇIKMIŞ, 2019 YILINDA İSE 906 DOKTOR YURT DIŞINA ÇALIŞMAK İÇİN GİTMİŞ. 15 KAT DAHA FAZLA BİR BEYİN GÖÇÜ YAŞANMIŞ. HEKİMLER TÜRKİYE’NİN HEKİMLİK YAPILAMAZ BİR ÜLKE HALİNE GELDİĞİNİ SÖYLEMİŞ. SİZ NE DİYECEKSİNİZ?

Şöyle bir acı tablo var, sadece doktorlarla da sınırlı değil. Ben 2019 rakamlarını daha bilmiyorum ama, 2018 senesinde Türkiye’de beyin göçü diye 260 bin kişi bu ülkeyi terk etti niye? Kendi umutlarını bağladıkları bu topraklarda geleceklerini göremediklerini için dolayısıyla bu ülke için iktidarda onların umutlarına cevap verecek politikalar üretemedi ve koptular gittiler. Bu her ülke için en kıymetli kaynağının kaybı demek. Gittikleri ülkelerde bedavaya konuyorlar.  Yani sıfır maliyetle yetişmiş etkin doktorda var, mühendiste var, uçak pilotu da var herkes var. Bu beyin göçünden dolayı bizim ekonomimiz büyük bir zarara uğruyor. Şimdi bakın, doktorların durumu biraz daha, spesifik ayrı bir konu. Her yerde doktora ihtiyaç var. Ama bizde doktorların çalışma koşulları hastanelerde dayak mı yiyeceğiz yoksa doktor olarak hizmet mi vereceğiz diye kafalarında bin türlü soru var? Kadın şiddeti bir, doktor şiddeti iki, bu ikisinin arasında böyle bir uçurum var. Nedense bu iki kitle hedef alınmış vaziyette. Onlarda huzur içinde bir ortamda mesleklerini icra etmek isterler. Ama hem hastanelerdeki durum, bir doktora kaç tane hasta düşüyor sabahtan akşama kadar elli mi atmış mı? Geçen bir doktorla konuştum 42 hasta gördüm dedi. Sekiz saati 42’ye bölün hastaya ayırdığınız zaman o tedaviyi karşılamaz zaten. Onlar bu hizmeti kendi aileleri ve çocuklarının geleceği açısından bu iş galiba burada olamıyor başka ufuklara uçalım diye terk ettiler bu toprakları.

SURİYELİLER MESELESİ MEVCUT, SURİYELİLERİN EKONOMİK VE SOSYAL KRİZİN BAŞINI ÇEKTİĞİNİ HALK SÖYLÜYOR.  ANCAK 20 BİN TON HUBUBATI SURİYE’DEN İTHAL EDECEĞİZ. TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIĞI NASIL YORUMLARSINIZ?

Suriyeliler meselesinde bunlar bir aşamada savaş kaçkını olarak Türkiye’ye geldiler.  Ama bugün İdlip dışında bir savaş ortamı yok Suriye’de. Dolayısıyla bunlar kendilerine sağlanan maddi manevi bir türlü destekten yararlanan artık ekonomik kaçkın oldular. Ülkelerine gidecekler hayat daha zor olacak diye burada kalmayı tercih ediyorlar. Bunun bedelini biz ödüyoruz. O, 40 milyar falan değil 50 küsur milyar bunun maliyeti. Sadece buda değil yani yanlış politikadan dolayı bizim Suriye ile ticaretimiz yok. Hâlbuki oradan da biz para kazanıyorduk.  Şimdi bu tersine döndü biz bir şey satmıyoruz,  mal alıyoruz. Kimden alıyoruz, Suriye’den de almıyoruz. Ortada ne olduğu belirsiz yarısı çapulcu yarısı ne olduğu meçhul insan grupları, buğday olsun, zeytin olsun, zeytinyağı olsun üstelik bunlar bizim ülkemizde var. Bular kıtlığı çekilen üründen bahis etmiyoruz. Ülkede kıtlığı çekeceğiz o zaman hadi zeytinyağı ithal edelim böyle bir durum da yok. Bu dolaylı olarak oradaki gruplara verilen desteğin ifadesi. Kimdir o gruplar? Hangi ufuklardan gelmişlerdir. Düne kadar eli silahlı insanlar mıydı bunlar? Bunları hiç bilmiyoruz biz.  Bunlarda aslında benim izlenimim aynı Libya’da olduğu gibi acaba başka bir ideolojik desteğin gereği olarak mı bu kolaylıklar oradaki gruplara tanınıyor diye ister istemez yüksek sesle bu soruyu soruyoruz.

GEÇTİĞİMİZ YILLARDA SAMAN İTHAL EDİYORUZ, MACARİSTAN’DAN ET İTHAL EDİYORUZ, İRAN’DAN KARPUZ İTHAL EDİYORUZ. 700 BİN ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KALDI. NE DİYECEKSİNİZ?

Tarımı öldürdüler bu kadar basit. Bu sefer daha da ağırlaşmış olabilir. Bir sene evvelinden bahis ediyorum. Bursa’da ki tarım arazilerinin yüzde kırkı ekilip biçilmiyor. Niye ekilmiyor, biçilmiyor? Orada bir maliyet var üreteceksiniz. Benzin, mazot maliyeti, ilaç maliyeti, tohum maliyeti, gübre maliyeti, işçilik maliyeti, nakliye maliyeti. Sonra bunları alt alta koyuyorsunuz, bir kilo domatesi örmek olarak söylüyorum 6,5 TL’ye mal olacak. 6,5 TL’ye  o domatesi alacak insan yok. 6,5 TL’ye mal olmuş bir şeyi 5’e de satamazsınız. 5’e satarsanız Türkiye’de bugün tarım sektöründe çalışmak zarar etmeye eşit. İnsanlar zarar etmektense bu sene ekmeyeyim bari diyor. Bunu bilinçlide yapıyor iktidar. O tarım işçisi veya tarım sektöründeki tarla sahibi çalışmaktan çekildiği için fakru zaruret içine düşüyor ve muhtaç duruma düşüyor. Sosyal yardımlara bağımlı hale geliyor. Ondan sonra size kömürdü odundu makarnaydı vs. Destek veriyorlar. Sizi narkotik bağımlısı gibi o sosyal yardıma bağımlı hale getiriyorlar. Ondan sonra  SGK, İşçi Bulma Kurumu AKP’lilere iş veriyor başkalarına iş vermiyor. Dolayısıyla o tarım sektöründe çekilenler, o sosyal yardımlarla bağımlı hale getirilmiş olarak AKP’nin havuzuna düşüyorlar. Ne demek istiyorum, seçimlerde hep bu propagandayı yaptılar. Biz eğer kazanırsak bu sosyal yardımlar devam eder, muhalefetteki partiler kazanırsa keserler diye inandırmaya çalıştılar. Hala bu sistem devam ediyor. Bunlar iyi niyetli değil, yöntem olarak bunu uyguluyorlar. Türkiye’de tarım olsa kolaylıklar sağlana bilse, mazot daha ucuza verilebilse, gübre, ilaç daha ucuza verilebilse… Bunların hepsi mümkün.  Hayır, kanal yapacağız 75 milyar oraya yatıracağız. O 75 milyarla EYT meselesi 5 defa hallolurdu. 3600 gösterge 10 defa hallolurdu, asgari ücretten vergi alınmaması 20 defa hallolurdu. Bu tarım sektörü de 5 defa daha iyi koşullarda olurdu. Bizim tarım ürünü ihracatımız 15 milyar dolar. Konya’dan biraz daha büyük Hollanda’nın ihracatı 92 milyar dolar. Her şey var, üretim yok, nasıl bir şey bu. Bu ancak kötü yönetimle olabilir, kötü niyetle olabilir.

TÜRKİYE’DE BETONA YATIRIM YAPILDI NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

İstanbul’da susuz kalabilirsiniz diyorlar 3 ay öncesine kadar kim yönetiyordu İstanbul’u. Sadece 3 ay öncesi değil, 25 senedir İstanbul’u kim yönetiyor demem lazım. Bursa’da da farklı değil durum. Varlık içinde yokluğu yaşatacaklar bize.

KANAL İSTANBUL İÇİN NE DİYECEKSİNİZ?

Para yok para yok. Şunu söyleyeceğim Sovyetler Birliği böyle çöktü, bu koşullarda çöktü biz onun eşiğindeyiz. Yani biz her anlamda Sovyetler Birliği’ne çok yakınız sadece ekonominin çöküşü anlamında söylemiyorum bunu demokraside de Sovyetler Birliği’ne yakını, hak hukuk adalette de Sovyetler Birliği’ne yakınız, damat beyin açıkladığı istatistikler konusunda da Sovyetler Birliği’ne yakınız. Bir yalan aleminde başarı öyküsü yazıyorlar. Buda bu Kanal İstanbul’da yapılabilirliği sorgulanabilecek bir proje olduğu gibi bunun tek amacı var, Türkiye’nin gerçek sorunlarının üzerine bir örtü örtmek. Otomobilde öyle. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı açıklamış iki ay sonra temeli atıyorum diye. 60 gün var, ben geri saymaya başlayacağım yarın nerede temel atma diye soracağım ve davetiyeyi de bekliyorum.

EN GÜÇLÜ PASAPORTA SAHİP ÜLKELER BELLİ OLDU. JAPONYA ZİRVEDE. TÜRKİYE ÜÇ BASAMAK GERİLEYEREK ELLİ BEŞİNCİ SIRADA. BU KONUDA NE DİYECEKSİNİZ?

Cumhurbaşkanı’nın şahsında, şahsım diyor kendisi bu ülke itibarsızlaştı. Ne demek istiyorum; bugün yurt dışına çıkıyorsunuz Türkiye dediniz mi akla bir tek o geliyor Erdoğan dediniz mi Türkiye. Öyle bir özdeşleşti ki bu iki kavram Erdoğan ve Türkiye onun yarattığı bütün sorunların vebalini bütün ulus üstlenmiş durumda. Bu yeşil pasaportlara bile vize gelme ihtimali var. 2021 yılından itibaren vize olmasa dahi ismi bir ön izin kavramı getiriyorlar. Çünkü bu yeşil pasaport o kadar cömertçe dağıtıldı ki, şimdi avukatlar da alıyor, avukatlara karşı bir şeyimiz yok ama o yeşil pasaportlar belirli bir görevle irtibatlı olarak verilmiş olması gerekirken bugün herkese, sayısını bilmiyorum ama üç milyonu mutlaka geçmiştir. Bu kadar bir pasaportla karşınızda ki insanların pasaportlar yöntemiyle, böyle vize dışı kalmak yöntemiyle yurt dışına gidip gelmeler mi var? Diye sorguluyor, onun için bir takım tedbirler alıyorlar. Bunun içinde kötü niyetli insanlarda var. Geçmişte folklor grubu olarak Macaristan’a gidip ondan sonra siyasi iltica talep eden folklor grupları oldu. Dolayısıyla böyle bir kargaşada karşı taraftakiler de refleks içinde bu tedbiri alıyorlar. Bunun karşılığını siz yapabiliyor musunuz? Size vize koyan ülkeye vize koyabiliyor musunuz? Koyamıyorsun. Hâlbuki uluslararası ilişkilerde en temel, en ucuz, bedava diyebileceğim tedbir mütekabiliyettir. Sana ne muamele yapılıyorsa onu yapacaksın. Bize vize mi uyguluyorlar, koyabiliyorsa koysun o vizeleri bakalım  koyamaz.

ENFLASYON KONUSUNDA NE DİYECEKSİNİZ?

Her zaman bir örnek veriyorum şuna yine Sovyetler Birliği örneği maalesef. Sovyetler Birliği 1991 senesinde yıkıldı, 92 senesinde Kozilev diye bir dış işleri bakanı var. Bu Kozilev Türkiye’ye geldi, dış işleri bakanıyla görüştükten sonra, o zaman rahmetli Demirel Başbakan ona bir nezaket ziyaretine gitti. Çay kahve, çörek börek ortamında bir sohbet yapılıyor. Sohbet sırasında Kozilev diyor ki Demirel’e ,’Sayın Başbakan diyor Sovyetler Birliği’nin en güçlü olduğu alan hangisiydi biliyor musunuz diyor. Bizim yaşıtlarımız yada daha gençler Sovyetler Birliği’nin ne olduğunu biliyorlar. Sovyetler Birliği’nin nesi güçlüydü? Ordusu güçlüydü, uzaya gitti, nükleer silahları vardı, sporda güçlüydü, sanatta güçlüydü, iyi piyano çalan vardı, bale yapan vardı. Demirel kafasında herhalde bunun cevabını buldum derken, Kozilev diyor ki; hiç yormayayım ben sizi cevabı söyleyeyim diyor. En güçlü olduğumuz alan istatistik ti diyor. Demirel neden bahsediyorsun diyor.  O kadar güçlüydük ki istatistik konusunda ilk önce vatandaşımızı aldattık, sonra kendimizi Polit Büroyu aldattık, sonra sizi batıyı ve Türkiye’yi bir Sovyetler Birliği’nin ekonomisinin başarı öyküsü konusunda aldattık. Biz bugün Sovyetler Birliği’ndeyiz. Sadece istatistik konusunda da değil. Hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları, basın özgürlükleri hepsi Sovyetler Birliği’ne çok yakın. Geçmişte AB ilerleme raporları yazardı Türkiye hakkında şimdi ise gerileme raporları yazıyor.  Çünkü bu iktidar bizi AB’ye gündüz havai fişekler atarak götürüyordu. Biz şimdi koptuk gittik. Hani ne oldu birisi söylüyordu 6 ay sonra vizesiz olarak Avrupa’ya seyahat edecektik. Nerede o adam şimdi? İsmini söylemeyeyim hadi herkes biliyor.

İNTERNET VE SOSYAL MEDYA HABERLERİ İLE İLGİLİ YORUMUNUZ NEDİR?

İnternet dediğimiz şey, her şeyin doğru olmadığı bir alandan bahis ediyoruz. Dolayısıyla yönelenler ve normal kaynaklarından alamayanlar, çünkü bugün Türkiye’de basın özgürlüğüm olmadığı için yüzde 96’sı aynı başlığı atabilecek, aynı fotoğrafları koyabilecek kadar homojen bir yapı içinde ve talimatla yazıyorlar bunu. Bunun gerisinde muhalefetin sözünü yansıtacak 2,5 tane televizyon kanalı ve 2 tane gazeteden ibaret. Dolayısıyla insanlar mecburen bu hırslarını, muhalefetlerini sosyal medyaya yönlendiriyorlar, ama orası kirli bir alan. Yani orada doğruyu bulmak zor. Ayrıca insanlar okumaktan vazgeçtiler. Kitap satılmıyor, okumayan yazamaz zaten o ayrı mesele. Dolayısıyla bu yaratılan ortamda bu bilinçli olarak insanları haber kaynaklarından soyutlayıp yine bir köleleştirmeye götürüyor. Yine komünist sistemlere döneceğim, Sovyetler Birliği’nde bir tek komünist parti vardı, bir tane genel sekreter vardı ve tek düzen vardı. Aynı şeyi üretiyoruz biz bugün Türkiye’de. Dolayısıyla bizim geleceğimizi körelttiler. Şimdi hepimizin çoluğu çocuğu, torunu, ailesi var. Biraz önce söylediğiniz doktorlarda bunun içerisinde onlar geleceklerini burada göremezlerse bu vatan kime kalacak. Bu gidişle Suriyelilere kalacak. O konuya yeniden dönmeyeyim ama Suriyelilerin bu doğurganlıklarıyla tek ürettikleri şey çocuk maalesef, başka bir şey ürettikleri yok. O doğurganlıkla önümüzde ki 20 sene içinde bugün kinin 2-3 misline gelecekler. Bu nasıl bir şey? Bunu kabul etmek mümkün değil.

VATANDAŞLARA MESAJ OLARAK NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

 Biz iyileştirilmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik bir parlamenter sistem çerçevesinde bu ülkenin geleceğe uçabileceğine inanıyoruz. Ama maalesef, bu yarattıkları ucube sistem,  ismi Erdoğan değil de Merdoğan olsa adı Cumhurbaşkanının maalesef Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretebilecek durumda değil. Dolayısıyla biz o iyileştirilmiş parlamenter sistemde vatandaşlarımıza önümüzde ki ilk seçimde ki onun tarihi 2023 olarak ifade ediliyorsa da o kadar dayanacağını ben sanmıyorum bu çöküntünün. Önümüzdeki seçimde geleceklerine daha farklı çözümler üretebileceğine inandıkları partilere oy vermelerini istiyoruz. Biz bunlardan biriyiz. Sabır, mücadele. Şu anlamda bunu söylüyorum, geçmişte Atatürk bir Kurtuluş Savaşı verdi, biz bir kurtuluş mücadelesi veriyoruz. Bir zihniyetten bizi esirleştirmek ve köleleştirmekle meşgul sistemden bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz.

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Haberler

ÜKİAD Başkanı Mustafa Salkım “Yarı zamanlı çalışma modeli kadınları mutlu ediyor”

AYIN SOHBETİÜlke Kadınlarını İstihdamını Arttırma Derneği (ÜKİAD) Başkanı Mustafa Salkım başlattığı sosyal proje...

Bursa’da paylaşımlı bisiklet dönemi

Kent içi hareketliliğin artırılması ve çevreci ulaşım araçlarının teşvik edilmesi amacıyla Bursa’nın 7 farklı bölgesinde oluşturulan paylaşımlı bisiklet durakları, Büyükşehir Belediye Başkanı...

Nil Karataş coştukça coşturdu. (video haber)

Nil Karataş Bursa’da adeta rüzgâr gibi esti. AZAD Grup Çırağan Bademli tesislerinde sahneye çıkan şarkıcı hareketli eserlerle hem coşturdu hem de coştu.

Geçmiş olsun Akköy (video haber)

Mudanya ilçesi Akköy Mahallesinde Ziya K.'ya ait 500 metrelik alanda bulunan traktör lastiği deposunda henüz belirlenemeyen bir şekilde yangın çıktı.https://www.youtube.com/watch?v=fQuSUz-ANhk

MHP’Lİ İLKNUR BAKAR: “GÜNAYDIN HAYRİ BAŞKAN GÜNAYDIN” (video haber)

Mudanya’da her meclis toplantısında pazaryeri gündeme geldiğinde ciddi tepkiler gösteren Hayri Türkyılmaz yapılan Ekim ayı oturumunda yaptığı açıklama ile dikkat çekti.
- Advertisement -

Benzer Haberler

- Advertisement -